Sanayide Öncelikli Hedefimiz; Yerli, Yenilikçi ve Yeşil Üretim

 

   Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren sanayileşme yolunda önemli adımlar atan Türkiye, ekonomisi ile hızla sanayileşen ve gelişen bir ülke durumundadır. Her geçen yıl sayısı artan sanayi kuruluşları, genç ve dinamik bir iş gücüne sahip Türkiye nüfusu için önemli bir iş koludur.  Fabrikalarda üretim kalitesini artırmak için nitelikli iş gücü, ucuz ve bol enerji sağlanması ve verimliliği artırıcı çevre dostu ürünler üretmek sanayi 4.0 ile birlikte gelişecek olan konulardan  bazılarıdır. Üretim Reform Paketi ile sanayicinin yüzünü güldüren değişimlere katkı sunan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Dr. Faruk ÖZLÜ ile İkitelli OSB ve Türkiye’deki tüm sanayicilerimizi ve üretenleri ilgilendiren bir röportaja imza attık. 

   Sayın Bakanım sizinde sıklıkla ifade ettiğiniz gibi Türkiye ekonomisinin lokomotifi sanayidir. Biz de İkitelli OSB olarak bu lokomotifin önemli yüklenicilerindeniz. Sorularımızı bölgemizdeki sanayicilerin ve üreticilerin beklentileri ve istekleri doğrultusunda hazırlamaya gayret gösterdik. Öncelikle zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. Ülke ekonomisindeki büyümenin parametrelerinden biri de sanayi üretiminin niteliğidir. Dilerseniz öncelikli olarak Türk Sanayisinin gelişimi ve genel durumuna ilişkin değerlendirmelerinizle başlayalım. Neler söylemek istersiniz? Sanayi üretimi ve niteliğinde neler hedefleniyor?

Dr. Faruk ÖZLÜ: Türkiye’nin orta gelir grubundan üst-orta gelir düzeyine yükselişi, düşük teknolojili üretim yapısından orta teknolojili üretim yapısına geçmesi sayesinde olmuştur. Bu kapsamda; Türkiye ekonomisinin yüksek gelirli bir ekonomi olması ve orta gelir tuzağı tehlikesiyle karşı karşıya kalmaması için sanayi yatırımlarının bölgesel ölçekte dengeli bir şekilde dağılması, imalat sanayisinin gelişiminin hızlandırılması ve katma değeri yüksek ileri teknoloji ürünlerin üretim ve ihracat içerisindeki payının artırılması önem arz etmektedir. 

    İmalat sanayinin teknolojik yapısını değiştirmeye yönelik politikalar uzun dönemli bir değerlendirme sürecini gerektirmektedir. Bu açıdan bakıldığında 2002’den bu yana uygulanan sanayi politikalarının imalat sanayi üretiminde teknoloji düzeyinin yükseltilmesi hedefini başarılı bir şekilde hayata geçirdiği görülmektedir. Bu anlamda düşük teknolojili ürünlerden orta teknolojili ürünlere geçişte uygulanan politika ve çıktılar, yüksek teknolojili ürünlere geçiş sürecinde de yol gösterici birer politika aracı olarak değerlendirilmelidir. 

    Bu çerçevede; ülke ekonomimizin dünya ekonomisi içerisinde yüksek katma değer yaratabilmesi; uzmanlaşma, yeni teknolojilerden faydalanma, yenilikçilik kapasitesini geliştirme gibi faktörlere bağlı hale gelmektedir. Bir ekonominin büyüme kapasitesinin arttırılması, kendini geliştirebilen, rekabet gücünü sürekli arttırabilen firmaların sayısının artmasına paralel olarak gerçekleşmektedir. Ayrıca, insan kaynağının sürekli olarak geliştirilmesi, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygınlaştırılması, yenilikçiliğe odaklanılması kişi başına geliri sürekli olarak arttırabilmenin yolu olarak öne çıkmaktadır. 

    Sanayide öncelikli hedefimiz; Yerli, Yenilikçi ve Yeşil üretim (3Y prensibi) temel ekseninde sanayide yapısal dönüşümü gerçekleştirmektir. Ülke sanayimizin üretim kabiliyetini ve kapasitesini geliştirerek, bilgi ve teknolojiye dayalı yerli ve yüksek katma değerli üretiminin geliştirilmesi, imalat sanayinde yapısal dönüşümü zorlamaktadır. Böylece sanayide yaşanan yapısal dönüşümün sonucu olarak, teknolojinin sanayide daha etkin bir şekilde kullanılması sağlanacaktır.

    Sanayide yapısal ve sektörel dönüşüm için çeşitli adımlar atılmaktadır. Bakanlık olarak sektörel dönüşümü sağlamak üzere sanayi özelinde politikalar belirliyor ve strateji belgeleri hazırlıyoruz. Bu kapsamda Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi ve 3 sektörel strateji belgesi (otomotiv, makine ve tekstil) uygulamada olup, 4 sektörel strateji belgesi (demir çelik ve demir dışı metaller, kimya, elektrik-elektronik, seramik)  yakında yürürlüğe girecektir.  Sanayimizin yol haritasını oluşturan Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi’nin vizyonu “Orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerde Afro-Avrasya’nın tasarım ve üretim üssü olmak” şeklinde belirlenmiştir.  Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak 4. Sanayi Devrimini yakalamış, orta- yüksek ve yüksek teknolojili milli ürünlerimizle dünya pazarlarında adından söz ettiren yerli sanayimizle “Güçlü Ekonomi Güçlü Türkiye”ye ulaşma azim ve kararlılığı içerinde çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.  

    Zaman ilerledikçe özellikle gelişmiş ülkelerdeki tüketiciler çok daha bilinçli tercihlerle hareket ediyorlar. Dolayısıyla çevreye duyarlı üretim yapan, çevre dostu ürünler geliştiren firmalar bunu bir rekabet gücüne dönüştürebiliyor.  Bakanlık olarak çevre dostu bir üretim altyapısını oluşturmak için bir gayret gösteriyor musunuz? Çalışmalar ve projeler var mı?  Her yönüyle daha organize olmuş ve koordineli, alt yapısı sağlam sanayi bölgeleri için yöneticilere, yatırımcıya ve sanayiciye düşen görevler nelerdir? Çevre yatırımları orta ve uzun vadede ne gibi menfaatler sağlayacaktır? 

Dr. Faruk ÖZLÜ: Türk sanayisi için sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde çevre politikalarının uygulanması sanayi stratejisinin önemli bir parçasıdır. Kaynakların ve enerjinin sürdürülebilir sanayi yapısına geçiş sürecinde doğru stratejiler ile verimli bir şekilde yönlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda Bakanlık olarak çalışmalarını yürüttüğümüz Türkiye sanayi stratejisinde bir politika alanı olarak yeşil üretim belirlenmiştir. Yeşil Üretimin özendirilmesi amaçlanırken; sanayide kullanılan elektrik enerjisinin yenilenebilir enerjiden karşılanmasına yönelik sanayiciyi özendirmek bir eylem olarak yer almıştır. Bununla birlikte, sanayicilerin iklim değişikliği ile mücadele konusunda bilinçlendirilmesi, KOBİ’lere yönelik çevre ve enerji odaklı projelerin desteklenmesi öncelikli eylemlerdendir. Bu eylemler: 

=> 36. Eylem; Sanayide kullanılan elektrik enerjisinin yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması ve sanayi tesislerinin kendi enerjilerini üretmeleri özendirilecektir. Bu sayede, sanayide kullanılan enerjinin güneş, rüzgâr, biyokütle vb. yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması, çevrenin korunmasına ve enerjide dışa olan bağımlılığın azaltılmasına büyük katkı sağlayacaktır. Bu kapsamda, bu tür tesislerin kurulmasına ilişkin işlemler kolaylaştırılacaktır. 

=> 37. Eylem; Sanayicilerin iklim değişikliği ile mücadele konusunda bilinçlendirilmesi için yoğun bilgilendirme çalışmaları yürütülecek ve kılavuz, kitap/rehber yayımlanacaktır. Bu eylem ile “Sera Gazı Emisyonlarının İzlenmesi, Raporlanması ve Doğrulanmasına (MRV) Yönelik Kapasite Geliştirme Projesi” kapsamında sektörlere özel uygulama kılavuzları ve gerekli diğer dokümanlar hazırlanmış olup, farklı paydaşlara yönelik eğitim ve kapasite geliştirme faaliyetleri hedeflenmektedir. Dünya Bankası tarafından hayata geçirilen “Karbon Piyasasına Hazırlık Ortaklığı” teknik destek programı kapsamında yürütülen proje ile gönüllü sektörlerde "Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik"in uygulanmasına yönelik pilot çalışma, karbon piyasası mekanizmalarının kullanılmasına yönelik analitik çalışmalar, kapasite geliştirme, farkındalık ve eğitim çalışmalarının tüm ilgili paydaşlar ile koordinasyon içerisinde gerçekleştirilmesi sağlanacaktır. 

=> 38. Eylem;  KOBİ'lere yönelik olarak çevre (sera gazı salınımını azaltan) ve enerji odaklı proje ve uygulamalar desteklenecektir. Bu eylem ile, KOSGEB tarafından çevre (özellikle sera gazı salınımını azaltan) ve enerji alanında yürütülmekte olan projeler kapsamında oluşturulması planlanan destek modeliyle, KOBİ'lerin çevre konulu proje ve faaliyetlerinin desteklenmesi amaçlanmaktadır. Destek programının yanı sıra proje çıktılarının hedef kitle, STK ve diğer kamu kurum ve kuruluşları ile paylaşıldığı etkinlikler düzenlenerek hedef kitlede farkındalık oluşturulacaktır. 

    Her yönüyle organize olmuş ve koordineli, alt yapısı sağlam sanayi bölgeleri için yöneticilere, yatırımcıya ve sanayiciye düşen en büyük görev aslında karşımıza çevreye duyarlılık olarak çıkmaktadır. Çünkü çevre sürdürülebilir bir sanayi, sürdürülebilir bir yaşam için olmazsa olmazdır. Sanayinin en temel girdisi ve maliyetleri en çok etkileyen faktör olarak enerjinin, yenilenebilir kaynaklardan karşılanması, enerji arzında yaşanan sorunlar ve iklim değişikliği nedeniyle özellikle enerji yoğun sektörler için enerji verimliliğine yönelik adımların atılması önem kazanmaktadır. 

    Bu sebeple çevre yatırımları, orta ve uzun vadede “sürdürülebilir bir büyüme”, “ yeni iş alanları” (çevre kalitesini iyileştirme, biyo yakıtlı-elektrikli- hibrit araç üretimi, organik tarım, rüzgar türbinleri inşası), “maliyetleri düşürme” ve “üretimde verimlilik” konularında katkı sağlayacaktır.

    Çevre dostu ürünler ve katma değeri yüksek üretim süreçlerini daha da geliştirmek ve kendi ihtiyaçlarımızı yerli üretimle karşılamak için KOBİ’lerin desteklenmesi ve yerli üretime ağırlık verilmesi hususundaki çalışmalar nelerdir?

Dr. Faruk ÖZLÜ: Kamu alımları yoluyla yerli üretimin artırılması amacıyla Kamu İhale Kanunu'nun 63'üncü maddesinde değişiklik yapılmış ve orta ve yüksek teknolojili yerli malı teklif eden istekliler lehine %15 oranında fiyat avantajı sağlanması zorunlu hale getirilmiştir. Ayrıca yazılım ürünlerine de bu oranın zorunlu olarak uygulanması sağlanmıştır. Bu kapsamda Bakanlığımızca 2014 yılında Yerli Malı Tebliği yayınlanmıştır. Tebliğe göre yurtiçinde üretilen ve yerlilik oranı en az %51 olan sanayi ürünlerine yerli malı belgesi düzenlenmesi uygulamasına başlanmıştır. Bugüne kadar 20 binin üzerinde yerli malı belgesi düzenlenmiştir. Yerli Malı uygulaması ile özellikle orta-yüksek teknolojili ürünlerin ülkemizde üretilmesine katkı sağlayacak önemli bir üretim iklimi oluşturulmuştur. Bakanlığımızın sanayi alanında temel belgelerinden biri de Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi (2015-2018)’dir. Belgenin yatay politika alanlarından biri de KOBİ’lerin finansmana erişimi’dir. Bu politika alanında yürütülen çalışmaları şu şekilde özetleyebiliriz: 

=> İşletmelerde kullanılan makinaların kredi kuruluşlarınca teminat olarak kabul edilmesini teşvik etmek amacıyla makinaların ruhsatlandırılması (tescil düzenlemesi) sağlanmıştır. Mevzuat düzenlemesi tamamlanmış olup, 28 Ekim 2016 tarihli ve 29871 sayılı Resmi Gazete'de 6750 sayılı "Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu" yayımlanmıştır. Kanun 1 Ocak 2017’de uygulamaya geçmiştir. 

=>Yatırım malı üreticisine uzun vadeli ve uygun kredi sağlanmaktadır. Türkiye Kalkınma Bankası tarafından 01.01.2015- 30.06.2017 döneminde toplam olarak 9 (Dokuz) firmaya 57.765.000 Avro orta ve uzun vadeli kredi tahsis edilmiş olup bu tutardan 17.458.173 Avro kullandırılmıştır. Kredi kullandırılan bu firmalardan 4 adeti KOBİ kapsamında olup kullanılan kredi tutarı  3.675.000 Avro’dur. Eximbank tarafından 2017 yılının 1 Ocak - 30 Haziran döneminde makine sektöründe faaliyet gösteren 101 firmaya toplam 72,9 milyon ABD Doları tutarında orta ve uzun vadeli (1 yıldan uzun vadeli) kredi kullandırılmıştır. Kredi kullanıcısı bu 101 firmanın 80’i KOBİ olup, KOBİ’lere kullandırılan toplam kredi tutarı 35,1 milyon ABD Dolarıdır. 

=> Bireysel Katılım Sermayesi (BKS) sisteminin bilinirliğinin artırılması amacıyla farkındalık artırma çalışmaları gerçekleştirilmektedir.

=> Üst Fonlara Kaynak Aktarılması suretiyle erken aşama şirket finansmanında önemli rol oynayan Girişim Sermayesi Fonlarının sayısının ve Bireysel Katılım Sermayesi kapsamındaki yatırımların artırılması sağlanmaktadır.  

=> Ülkemizdeki Kredi Kefalet Sistemi'nde KOBİ’lerin finansmana erişim imkanlarının genişletilmesi ve Kredi Garanti Fonu’nun finans kuruluşları nezdindeki etkinliğinin artırılması amacıyla uluslararası standartlarda dikkate alınmak suretiyle kredi Garanti Sistemi ile ilgili yasal mevzuat oluşturulmuştur. 4749 sayılı “Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun”da yapılan değişiklik ile Hazine destekli kefaletler kapsamında kredi garanti kurumlarına sağlanacak destek miktarı 2 milyar TL’den 25 milyar TL’ye çıkarılmıştır. Sağlanacak kefaletlerin bakiye tutarının üst sınırı ise 20 milyar TL’den 250 milyar TL’ye yükseltilmiştir. 10.03.2017 tarih ve 30003 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Kredi Garanti Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar” yürürlüğe girmiş olup, yararlanıcı tanımı KOBİ ve KOBİ dışı olarak genişletilmiştir. Buna ek olarak, kefalet üst limiti KOBİ’ler için 12 milyon TL, KOBİ Dışı işletmeler için 200 milyon TL olarak belirlenmiştir. Ayrıca, 15.03.2017 tarihinde Hazine destekli kefaletlerin KGF tarafından piyasaya sağlanması amacıyla; Hazine Müsteşarlığı ile KGF arasında Protokol imzalanmıştır. Bahse konu Protokol ile genç girişimci, ihracatçı yararlanıcı ve kadın girişimci tanımlarına da yer verilmiştir.  

    2018 yılında sanayide 2,3 milyon ünite robot kullanılması bekleniyor. Özellikle robotik alanındaki gelişmelerin üretim sektöründe akıllı üretim sistemlerinin oluşumunu tetiklediği belirtiliyor. Akıllı üretim sistemleri ile müşteri tercihlerine ve ihtiyaçlarına daha fazla ve hızlı cevap veren özelleşmiş akıllı üretim, iyileştirilmiş üretim kalitesi, daha az hata ile üretim, daha az israf, yerelleşen imalat süreçleri, yenilik süreçlerinin hızlanması ve daha az kaynak kullanımı hedefleniyor. Bu sistem ile birlikte insan gücü azalacak. Emek yoğun sektörlerde istihdamın azalmasına yönelik endişeler sizce yerinde mi?

Dr. Faruk ÖZLÜ: Endüstri 4.0 kavramı hayatımıza girdiği günden beri en çok konuşulan ve tartışılan konu; istihdama etkisi. Kimi kesimlerce istihdama oldukça yıkıcı etkisi olacağı dile getirilse de kimilerince de ilave iş ve mesleklerin ortaya çıkacağı ifade edilmektedir. Akıllı üretim sistemlerinin imalat süreçlerine entegre edilmesi ile özellikle kas gücü gerektiren ve nispeten daha tehlikeli işlerde robotların kullanımı artacak mevcut işgücü daha çok sistemlerin tasarımı, yönetimi ve bakımı konularında yoğunlaşacaktır. Böylelikle işgücünde nitelik artışı olacaktır. Robotların yapacağı işleri yapan işgücünün daha fazla nitelik gerektiren, daha az tehlikeli işlere yönlendirilmesi gerekecektir. Konuya bu açıdan bakıp gerekli tedbirleri alarak iş gücünün niteliklerinin artırılmasına yönelik adımları attığımız sürece endişe edilecek bir husus göremiyorum. 

    Sizin görüşünüze göre Endüstri 4.0’da Türkiye’nin yeri nedir? Endüstri 4.0 trenini kaçırmamak için ne yapmak gerekiyor?

Dr. Faruk ÖZLÜ: Türkiye maalesef bundan önceki 3 sanayi devrimini zamanında sanayisine entegre edememiş ve bunun sıkıntılarını yaşamıştır. Ancak bu sefer durum diğer 3 sanayi devriminden farklı.

4. Sanayi Devrimi olarak karşılık bulan Endüstri 4.0 tüm dünya için yeni bir kavram ve çoğu ülke için şartlar eşit. Diğer taraftan Türkiye genç ve dinamik bir ülke ve değişikliklere kolay adapte olabiliyor. Türkiye bu durumu avantaja çevirerek birçok ülkenin önüne geçebilir. Bakanlık olarak bu durumun farkındayız. Ayrıca bu dönüşüm, imalat sanayinin tek başına gerçekleştirebileceği bir dönüşüm değil.

Tüm bu gerçeklerden hareketle Bakanlık olarak ilgili tüm tarafları bir araya getirerek bir platform kurduk. Adına “Sanayide Dijital Dönüşüm Platformu” dediğimiz bu platform, Türkiye’deki iş dünyası temsilcileri, kamu kurumu, üniversiteler ve araştırma kuruluşları ile ilgili sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini bir araya getirerek ülkemizin imalat sanayisinin dijital dönüşümüne yönelik yol haritasının hazırlanmasını hedeflemiştir. Söz konusu platform altında yürütülen çalışmalardan elde edilen çıktılar, Bakanlığımızca bir araya getirilerek bir yol haritası hazırlanması çalışmalarına devam edilmektedir. Yıl sonunda dijital dönüşüme yönelik yol haritası kamuoyuna açıklanacaktır.  

    Sanayide nitelikli insan kaynağı konusunda yapılan çalışmalar nelerdir?

Dr. Faruk ÖZLÜ: “Bakanlık olarak “Dijitalleşen Sanayide İnsan Kaynağı” üzerine de çalışmalarımız bulunmaktadır. Bu konuda Bakanlığımız bünyesinde Bilim, Teknoloji ve Sanayi Eğitimi Dairesi de kurulmuştur. Bakanlık olarak eğitim camiasının dışında gözükmemize rağmen, sanayimizin en önemli girdisi “yetişmiş insan kaynağıdır.”Bu noktadan hareketle, sanayimizin nitelikli insan kaynağını belirleyip, bu ihtiyacın giderilmesi için ilgili YÖK, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Milli Eğitim Bakanlığı ve üniversitelerin Sürekli Eğitim Merkezleri gibi kurumlar ile ortak çalışmalarımız bu dairemiz aracılığıyla yapılmaktadır. Burada amaç, öncelikle dijitalleşen sanayi devrimine insan kaynağı olarak hazır olmak, sonrasında sanayimizin her kolunda ihtiyaç duyulması muhtemel alanlarda nitelikli iş gücünü sağlamaktır. 

    2015 yılında Bakanlığınızca yayımlanan Sanayi İşbirliği Programları Yönetmeliğinden beklenen nedir? Yönetmeliğin daha etkin bir şekilde uygulanması için ne gibi çalışmalar yürütülmektedir? 

Dr. Faruk ÖZLÜ: Dünyada kamu alımları, yerli sanayinin ve teknolojinin gelişmesine büyük katkı sağlayan bir sanayi politikası aracı olarak uygulanmaktadır. Ülkemizde de sanayinin üretim yeteneğinin gelişmesi ve bilgi birikiminin yaygınlaşması için yeni yapılara, stratejik yaklaşımlara ve desteklere ihtiyaç duyulmaktadır.  

    Bu kapsamda, Türk sanayisinin “Orta ve yüksek teknoloji ürünlerde Avrasya'nın üretim üssü olmak” vizyonu ile sürdürülebilir kalkınma hedeflerimiz doğrultusunda; kamu alım gücünün yenilik, yerlileşme ve teknoloji transferine imkân verecek şekilde kullanılması önemli bir araç olarak değerlendirilmektedir.  

    Bu kapsamda, 2014 yılında Kamu İhale Kanununda yapılan değişiklikler ile “yenilik, yerlileşme ve teknoloji transferini sağlamaya yönelik sanayi işbirliği uygulamalarını içeren mal ve hizmet alımları” Kamu İhale Kanunundan istisna tutulmuş, müteakiben, 2015 yılında sanayi işbirliği uygulamaları içeren mal ve hizmet alımlarında uygulanacak usul ve esasları düzenleyen bir Yönetmelik hazırlanmış ve yürürlüğe girmiştir. 

    Bu yıl içinde yapılan bir kanun değişikliği ile Kamu İhale Kanunundan istisna tutulan sanayi işbirliği uygulamalarının kapsamı “yapım işlerini” de içerecek şekilde genişletilmiştir. Ancak, mevcut yönetmeliğin uygulanmasında bir takım sıkıntıların yaşandığı tespit edilmiş ve Yönetmeliğin revize edilmesine ihtiyaç duyulmuştur.

    Bu bağlamda, Bakanlığımız tarafından, ülkemizin orta-yüksek ve yüksek teknoloji üretme altyapısının geliştirilmesi, yurtiçi üretim oranının arttırılması ve yurt içinde mevcut imkân ve kabiliyetlerden azami ölçüde yararlanılması için sanayi işbirliği programlarına yönelik yeni bir uygulama modeli geliştirilmesi amacıyla çalışmalar icra edilmekte olup, yeni uygulama modeli ile ulaştırma, enerji ve sağlık sektörleri başta olmak üzere kamunun büyük maliyet gerektiren yüksek teknoloji içeren alımlarında ülkemizin üretim ve teknoloji yeteneklerinin geliştirilmesinin yanı sıra uluslararası firmalarla uzun vadeli işbirliklerinin artırılması hedeflenmektedir.

 

 

 


Duyurular

Her yıl 1 ocak tarihinden itibaren kayıtlarını yenilemeyen elektrik fen adamlarının işlemleri yapılmayacaktır..


Yüksek gerilimden enerji alan abonelerimizin, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nca 30.11.2000 tarih ve 24246 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ‘‘Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği’’nin 60. maddesi gereği; Yüksek Gerilim İşletme Sorumlusu Belgesine sahip İşletme- Bakım sorumlusu bir Elektrik Mühendisi bulundurması gerekmektedir, duyurulur.


Elektrik Mühendisleri Odası, elektrik tasarruf cihazı adı altında halkın kandırılmasına karşı ilgili otoriteleri harekete çağırdı. EMO; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Reklam Kurulu ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu`na gönderdiği yazıda İnternet`ten televizyonlara varıncaya kadar pek çok ortamda satışa sunulan elektrik tasarruf cihazlarının gerçekte bir tasarruf sağlamadığını teknik olarak ortaya koyarak, bu şekilde halkın kandırılmasına engel olunmasını istedi. Konuya ilişkin EMO Basın Bülteni`nin tam metnine aşağıdaki linkten erişebilirsiniz.

Devamı...>>>


6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Memur ve işçi statü ayrımı olmaksızın önleyici, iyileştirici ve geliştirici maddeleriyle tüm çalışanları kanun şemsiyesi altına alıyor.
İş sağlığı ve güvenliği kanunu kimleri kapsamaktadır?
Kamu ve özel sektörde çalışan herkes, çırak ve stajyerler dahil kanundan yararlanabilmektedir. Kişinin bulunduğu işyerindeki çalışan sayısı ve işyeri türü kanundan yararlanmasına engel olmayacaktır. Her çalışan, iş Sağlığı ve güvenliği ile ilgili uygulamalardan faydalanacak ve bütün işyerlerinde sağlıklı ve güvenli çalışma ortamları oluşturulacaktır.
Ayrıntılı bilgi ve tanıtım için aşağıdaki linkten yaralanabilirsiniz.

Devamı...>>>